ABDİ AĞA KONAĞI

 

 

Sivas’ımızın kadim Mütevelli Ailesine mensup ve Vakıf tarihinde darül – raha  vakfı (hicri 721) Miladi 1321 ile meşhur olan Abdul-vahabi efendi(Abdulvahab) Abdiağanın (Hicri 1343) Miladi 1827 tarihinde yaptırdığı bu konak torunları emekli öğretmen Hatice Mutlu ve emekli Hakim Abdi Başara tarafından Sivas Konağı olarak ihya edilmek ve kültür evi olarak kullanılmak üzere Sivas Belediye Başkanlığına bağışlanmıştır.


  Tarihi konak, 12 odadan meydana gelip, 2 kattan oluşur. Üst katında mutfak, büyük salonlu iki misafir odası, iki büyük hol, 2 oturma odası ve bir yatak odası bulunmakla beraber alt katında ise iki oturma odası, bir büyük mutfak, mahzen ve kömürlük mevcuttur.

  Eski Türk evinin bütün sıcaklığını yansıtan bu konak, ilimizde giderek yok olmaya yüz tutmuş nadide Sivas evlerinden güzel bir örnektir. Harabe bir şekilde Belediyemize devredilen Abdiağa konağının aslına uygun olarak restore edilmesi için başlatılan çalışmalar doğrultusunda ilk olarak, sonradan yapılan ve konağın özelliğini bozan müdahaleler iptal edildi.

  Kuzey cephe üst katındaki pencereler önceki formuna uygun olarak değiştirilirken, yine bu cephede bulunan ve 1949 yılında kaldırılan köşk kısmı yeniden yapıldı (Ölçüleri 1955 yılında yapılan bir rölöveden tespit edilmiştir). Bozulan ahşap pencereler değiştirilirken, çatısı oluklu kiremitle kaplandı ve yıkılan ahşap saçaklar yenilendi.

Kiremitlik denilen hol kısımları eskiden olduğu gibi sekizgen tuğla ile kaplandı. Doğu alt cephede kapatılan iki pencere yeniden kullanıma açıldı. Cephedeki ahşap silmeler onarıldı, yerinde olmayanlar ise yeniden yapıldı. Tipik odalardaki ahşap korkuluk ve kemerli geçitler eski haline getirildi. 
Rölöve ve restorasyon çalışmaları tamamlanarak, Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’ndan alınan onay ile tüm masrafları belediyemizce karşılanan, ilimizde sayısı yok olmaya yüz tutmuş tarihi Sivas evlerinden Abdiağa Konağı da kültür mirasımıza kazandırıldı.

19. yy. da yapıldığı tahmin edilen konak harem ve selamlık olarak yapılmıştır. Harem kısmı bugün yıkılmış durumdadır. Selamlık kısmında yüklük denen dolaplı odaları, mutfağı, servis bölümleri paşa odası gömme ve dıştan süsleme olarak yapılmış bulunan aydınlatma yerleri ve göbekli süslemeli ahşap tavanları mevcuttur.

“İnşa malzemesi, taş temel üzerine ahşap çatkı arası kerpiç dolgulu olup içerisi ve dışarısı kireç sıvalıdır. Evin asıl önemli kısmı birinci katıdır. Bu kata dik merdivenlerle girilir. Salonun yanlarına dizilen odalardan en önemlisi güneydoğu yönünde köşedeki başodadır.  Başoda pabuçluk kısmının ahşap sütunları birbirine ahşap kemerle bağlıdır. İnce bir ahşap işçiliği görülür. Sütun başlıklarında kabartma çiçek motifleri vazoların içerisinden çıkar. Yeşile boyatılarak güzelliğini büyük ölçüde bu gün yitirmiştir.

Kare şeklindeki tavan “S” lerle küçük kareciklere bölünmüştür. Ortada yuvarlak göbek vardır. Tavanın köşeleri üçgen sahalara ayrılmıştır. İçerisi süslemelidir. Tavan ve sütunlar bir bütün teşkil eder. Salon ve oda tavanlarında sade bir süsleme görülür.

Odaların yüklük ve dolap kapaklarında ahşap işçiliği dikkat çeker. Ayrıca oda duvarlarında lambalıklar ve çiçeklik nişleri de alçı süslemelidir.

Evin batı yönündeki pencereleri kepenkli güney yönündeki pencereleri gömmelidir. Diğer yöndeki pencereler üç bölmeli klasik türdendir. Saçak düzeni her cephede yayvandır. Ahşap kaplanmıştır. Kırma çatı alaturka kiremitle kaplıdır.” 


Oluşturma Tarihi :04 Kasım, 2014

Okunma Sayısı : 5684